TUTKULU RYU JUN YEOL
Oyuncu olmaya karar
verdiği günden bu yana Ryu Jun Yeol tutkuyla yaşadı, gelecekte oyuncu olarak
yaşayacağı hayat da tutku dolu olacak.
Geçtiğimiz yıllarda
adları genellikle filmlerde geçen oyuncuları sıralayacak olursak Ryu Jun Yeol
saydığımız isimler arasında olacaktır. Reply
1988 varlığını açığa çıkarmadan önce Ryu Jun Yeol çoktan aktif olarak
oyunculuk yapıyordu. Socialphobia ve Glory Day filmlerinde önemli rolleri vardı
ama bunların yanında, 10 veya 20 dakikalık rollerle de olsa, No Tomorrow, Boys Who Cried Wolf ve Canola gibi filmlerde de oynadı ve bu
filmler bu yıl art arda vizyona girdiler. Kısa süre önce ise Ryu Jun Yeol, Jo
In Sung ve Jung Woo Sung ile birlikte rol aldığı The King filminin çekimlerini tamamladı, ayrıca Song Kang Ho ile
birlikte A Taxi Driver filminde rol
aldı. Oldukça sıradan bir hayat gibi görünse de 20’li yaşlarında hayalini
kurduğu oyunculuk hayatı geçti, şimdi ise gerçek bir oyuncu olarak hayatına
başlıyor. İyi bir oyuncunun onun için ne ifade ettiği sorusuna ise tıpkı bugün
olduğu gibi yarını da bir genç olarak yaşamak cevabını verdi.
Bir yıl içinde vizyona giren filmlerin Glory Day, No Tomorrow, Boys Who Cried
Wolf ve Robot, Sori; ayrıca kendi
başına seçmelerine girdiğin filmler de var.
Çalışma ortamının biraz
daha iyileştiğini düşünüyorum. Bana yardım eden daha çok insan var ve benimle
birlikte çok çalışan birçok kişi olduğu için daha ciddi ve sorumluluk
bilinciyle dolu bir şekilde çalışıyorum. Song Kang Ho sunbae ile çekim
yaptığımız zamanlarda aklıma kendi başıma seçmelere girdiğim günler geldi hep. A Taxi Driver’ın çekimlerini
tamamladığımız her günün sonunda, o gün çekilenlere bakarken, aklıma benimle
çalışan ve zamanın çoğunu benimle geçiren çalışanlar ve set ekibi de geldi.
Önceden sadece kendimi ilgilendiren kısma odaklanırdım, şimdilerde ise film
setlerine daha geniş bir açıdan bakıyorum. Song Kang Ho sunbae’yi anlatmaya
kelimelerim yetmese de onu sette görseniz siz de çok şaşırırdınız. Herkesi,
setteki en genç çalışanı bile düşünüyor.
Hiç girdiğin bir seçmede başarısız olduğun oldu
mu?
Bu tehlikeli bir soru
(gülümsüyor). Her girdiğim seçmede başarılı olamam. Oyunculuk yapmaya
başladığım ve sonunda çıkış yaptığım 20’li yaşlarımda çok zor ve huzursuz
zamanlar geçirdim. En başından beri pozitif bir kişiliğim olduğu için o kadar
belli olmuyor bu durum. Bir seçmede başarısız olduğum zaman veya param olmadığı
için bir şeyler yapamadığım zaman elimde olmadan üzülüyorum.
Üniversitede oyunculuk bölümünde okudun. Hayalinin
oyunculuk olduğundan emin miydin?
Tabii ki! Çok emindim.
Oyuncu olmayı düşündüğüm için başka bir bölüme gitmek aklımdan bile geçmedi.
Oyunculuk bölümünde okurken başka bir beceri geliştirebilir veya farklı bir kariyere
yönelebilirdim ama yapmadım. Ah, bir keresinde vinç ehliyeti almak için birini
takip etmiştim, aklımdan bile geçmedi diyemem bu durumda. Fakat farklı
düşüncelerde aklımı meşgul ederek zamanımı harcamak istemedim, bu vakit israfı
olurdu.
Geçen yıl Glory
Day ile sonunda kırmızı halıda
yürüdün.
Busan Uluslararası Film
Festivali’nin (BIFF) benim için büyük bir anlamı var. Busan Uluslararası Film
Festivali’ne Socialphobia ile
katıldım ama aslına bakarsanız film festivallerine veya ödül törenlerine çok büyük
bir ilgi de duymuyorum. Yılsonu ödül törenlerini izlemediğim için kimin ödül
kazandığını bilmiyordum. Fakat Socialphobia’da
birlikte çalıştığım meslektaşlarımla Busan’a giderken bir garip hissettim.
Festivalde film endüstrisindeki insanların bir araya geldiğini görünce “Ah,
film yapan ve filmler için çok çalışan bir sürü insan var, ben de bu
insanlardan biri olabilirim,” diye düşündüm ve bu harika bir duyguydu.
Kendini Socialphobia’da
BJ Yangge karakteriyle gösterdin ve her zaman olduğu gibi insanlar bu karakteri
çok sevdi.
Doğru. Ayrıca Socialphobia’nın ilk uzun metraj filmim
olması bu duruma daha çok katkı sağladı. Diğer çektiğim filmlere kıyasla uzun
metraj bir film olduğu için haliyle daha fazla sahne vardı ve hikâyedeki tüm
olay örgüsünü anlayarak oynamam gerekti, bu durum benim için bir ilkti.
Karakteri tek bir sahne için anlamaktan ziyade karakterin olduğu büyük resmi
tasvir etmem gerekti ve bunun için çok zaman harcadım. Genel olarak benim için
anlamlı bir karakterdi.
Glory Day
gençlerin kaygılarıyla ilgili bir film, Ryu Jun Yeol 20’li yaşlarında nasıldı?
20’li yaşlarımı tutkulu
bir şekilde geçirdiğimi düşünüyorum. Bugünlerde yalnızca film çekiyorum ve
çekimim olmadığı zamanlar, bu zamanlara “çekim arası” deniyor, dizi çektiğim
zamana kıyasla biraz daha boş vaktim oluyor. Böyle olunca bu boş zamanımı işsiz
olduğum dönemde yaptığım şeyleri yaparak geçirecektim ama öyle olmadı. Çok
yorucu olduğu için yapamadım (gülüyor). Ama neyse ki hâlâ spor yapıyorum.
Bugünlerde sık sık bowling oynuyorum, hatta bowling salonuna kendi başıma
gittiğim bile oluyor. Birisi ünlülerin sık gittiği bir bowling salonuna gitmemi
önermişti ama bowlingi tam olarak öğrenmek istediğim için sporcuların gittiği
bir salona gidiyorum.
Genç ne demek?
Bence ben “genç”
kelimesine çok uygun biriyim (gülüyor). “Genç” kelimesini seviyorum, umarım bu
kelimeden hiç uzaklaşmam. Bu yaşlanmak istemediğim anlamına gelmiyor ama birisinin
“Ryu Jun Yeol her zaman için gençliği hissettirebilen bir insan” diyebilmesini
isterim.
Ryu Jun Yeol’ün gençliği geçti mi, geliyor mu,
yoksa şimdi mi yaşanıyor?
Oyuncu olmaya karar
verdiğim için şu anda hâlâ gençliğimi yaşıyorum. Oyunculuktan önce diğer
insanların yaşadığı gibi yaşıyordum ve hiç eğlenmiyordum. Bilmiyorum, belki de
o dönem eğlenceliydi ama benim için doğru zaman değildi diye düşünüyorum.
Oyuncu olmaya karar verdikten sonra tutkulu bir şekilde yaşamaya başladım.
Vasat bir hayatım vardı, ne tam olarak ders çalışıyordum ne de tutkulu bir
şekilde eğleniyordum; öğrencilik hayatımı belirsiz bir şekilde geçirdim. Sorun
çıkaran bir tip değildim ama çok nazik veya masum bir tip de değildim. Oyuncu
olmaya karar verdikten sonra da hayatımı tutkuyla yaşadım. Şu anda da devam
ediyor bu durum.
Oyunculuğun zirvesi, o işi yapmaktan zevk aldığım
zamanmış gibi görünüyor.
Genelde yaptıkça daha iyisini
öğrenmen gerekiyor ama ben bunun daha da ötesine gittim. Önceleri hedefim
içimde olan her şeyi göstermekti, bunu yaptıktan sonra başarıya ulaşmışım gibi
hissediyordum; ama bugünlerde bu şekilde hissetmiyorum. Song Kang Ho sunbae’yi
görünce hiç onun gibi bir oyuncu olabilecek miyim acaba diye düşünüyorum.
Biliyorum, içimden gelen yeni oyunculuğumu göstermem gerekiyor ama bu kolay bir
iş değil. The King ve A Taxi Driver’da rol almak ve büyük
sunbae’lerin yanında oynayabilmek bile çok şanslı bir oyuncu olduğumu fark
etmeme yetiyor. Eğer onlarla biraz daha erken tanışsaydım şimdi daha iyi bir
oyunculuk ortaya koyabilirdim, bu konuda biraz üzülüyorum. Sunbae’lerin
oyunculuğunu izlediğiniz zaman elinizde olmadan “Vay be” diyorsunuz. İyi bir
oyuncu olmak için kendimi her tür duyguyla doldurmak istiyorum. Her tür duyguyu
tek tek deneyimlemem mümkün olmasa da çeşitli duyguları deneyimlemek ve
hissetmek için elimden gelenin en iyisini yapıyorum.
Bugünlerde çektiğin A Taxi Driver filmi arka plan hikâyesi olarak 18 Mayıs Gwangju
Demokratikleşme Hareketini kullandı. Siyasi bağlamda hassas bir durum
oluşturabilecek bir konu, tereddüde düştüğün oldu mu?
Hiç olmadı. O dönemin
gerçek hikâyesini anlatmak istediğim için tereddüt etmekten daha çok
heyecanlandım. Eğer ortada bozulmuş bir hikâye varsa, bunun doğru hâlini
anlatmak isterim. Benim dönemime denk gelmediği için o acıyı kendim yaşamasam
da kişisel olarak o döneme büyük bir ilgim var. A Taxi Driver’a kadrosuna dâhil olduğum zaman olayları özel olarak
araştırmıyordum ama uzun süredir konuyla ilgili fotoğraflardan ve uluslararası
basın ve haber makalelerinden birçok şey öğrendim.
Reply 1988’de
romantik bir duruş sergiledin, çaylak olduğun dönemde birçok kişi seni
destekledi. O dönemi şimdiye kıyaslarsak ortalığın biraz durulduğunu görüyoruz.
Bir şeyler eksikmiş gibi hissediyor olmalısın.
Öyle bir durum hiç yok. O
zaman nasıl olduğunu anlamamıştım, hâlen de anlamıyorum. Her projede elimden
gelenin en iyisini yapmayı istiyorum. Sırada hangi yönümü göstermem gerektiğini
düşünmüyorum, her şeyi önceden hazırlayan bir insan değilim; bir proje
bittikten sonra bir sonraki adıma geçmem gerekiyor mesela. Gerçekten iyi
projelerle karşılaşmak ve oyunculuğumu sergilemek istiyorum.
Oyunculuk dünyasına girdikten sonra bile
değiştirmek istemediğin değerlerinden bahsedebilir misin?
Uzun süredir sahip
olduğum değerler ve olumlu düşünme. Bu dünyada değişmeyen bir gerçek var, değil
mi? Temel iyi değerlerden ödün vermek istemiyorum. Yakın zamanda şöyle bir şey
oldu: Genelde etrafımdaki insanlarla ilgili durumları yorumlayabiliyorum ve
kişisel olarak kolay kolay sinirlenebilen biri değilim, bu yüzden sinirlendiğim
sahneleri oynarken çok rahatsız hissediyorum. Bu yüzden son zamanlarda kasten
sinirleniyorum ve oyun oynarken öfkeleniyorum. Tek başıma oynadığım bir oyun
olduğu için kendimi tutmama gerek kalmıyor, kimse beni görmüyor da zaten.
İyi bir oyuncu olmanın ne anlama geldiğini
bulabildin mi?
Bu anlama ulaşmak için
hâlâ öğreniyorum. İyi oyuncularla oynarken bu anlamı görüyorum, hissediyorum ve
bu anlamın farkına varıyorum.
Translated by eyesonryu
Çeviri : honggyuls
Source (1)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder