24 Kasım 2018 Cumartesi

[Röportaj] Ryu Jun Yeol Marie Claire Korea 2016

TUTKULU RYU JUN YEOL

Oyuncu olmaya karar verdiği günden bu yana Ryu Jun Yeol tutkuyla yaşadı, gelecekte oyuncu olarak yaşayacağı hayat da tutku dolu olacak.

Geçtiğimiz yıllarda adları genellikle filmlerde geçen oyuncuları sıralayacak olursak Ryu Jun Yeol saydığımız isimler arasında olacaktır. Reply 1988 varlığını açığa çıkarmadan önce Ryu Jun Yeol çoktan aktif olarak oyunculuk yapıyordu. Socialphobia ve Glory Day filmlerinde önemli rolleri vardı ama bunların yanında, 10 veya 20 dakikalık rollerle de olsa, No Tomorrow, Boys Who Cried Wolf ve Canola gibi filmlerde de oynadı ve bu filmler bu yıl art arda vizyona girdiler. Kısa süre önce ise Ryu Jun Yeol, Jo In Sung ve Jung Woo Sung ile birlikte rol aldığı The King filminin çekimlerini tamamladı, ayrıca Song Kang Ho ile birlikte A Taxi Driver filminde rol aldı. Oldukça sıradan bir hayat gibi görünse de 20’li yaşlarında hayalini kurduğu oyunculuk hayatı geçti, şimdi ise gerçek bir oyuncu olarak hayatına başlıyor. İyi bir oyuncunun onun için ne ifade ettiği sorusuna ise tıpkı bugün olduğu gibi yarını da bir genç olarak yaşamak cevabını verdi. 



Bir yıl içinde vizyona giren filmlerin Glory Day, No Tomorrow, Boys Who Cried Wolf ve Robot, Sori; ayrıca kendi başına seçmelerine girdiğin filmler de var.
Çalışma ortamının biraz daha iyileştiğini düşünüyorum. Bana yardım eden daha çok insan var ve benimle birlikte çok çalışan birçok kişi olduğu için daha ciddi ve sorumluluk bilinciyle dolu bir şekilde çalışıyorum. Song Kang Ho sunbae ile çekim yaptığımız zamanlarda aklıma kendi başıma seçmelere girdiğim günler geldi hep. A Taxi Driver’ın çekimlerini tamamladığımız her günün sonunda, o gün çekilenlere bakarken, aklıma benimle çalışan ve zamanın çoğunu benimle geçiren çalışanlar ve set ekibi de geldi. Önceden sadece kendimi ilgilendiren kısma odaklanırdım, şimdilerde ise film setlerine daha geniş bir açıdan bakıyorum. Song Kang Ho sunbae’yi anlatmaya kelimelerim yetmese de onu sette görseniz siz de çok şaşırırdınız. Herkesi, setteki en genç çalışanı bile düşünüyor.

Hiç girdiğin bir seçmede başarısız olduğun oldu mu?
Bu tehlikeli bir soru (gülümsüyor). Her girdiğim seçmede başarılı olamam. Oyunculuk yapmaya başladığım ve sonunda çıkış yaptığım 20’li yaşlarımda çok zor ve huzursuz zamanlar geçirdim. En başından beri pozitif bir kişiliğim olduğu için o kadar belli olmuyor bu durum. Bir seçmede başarısız olduğum zaman veya param olmadığı için bir şeyler yapamadığım zaman elimde olmadan üzülüyorum.

Üniversitede oyunculuk bölümünde okudun. Hayalinin oyunculuk olduğundan emin miydin?
Tabii ki! Çok emindim. Oyuncu olmayı düşündüğüm için başka bir bölüme gitmek aklımdan bile geçmedi. Oyunculuk bölümünde okurken başka bir beceri geliştirebilir veya farklı bir kariyere yönelebilirdim ama yapmadım. Ah, bir keresinde vinç ehliyeti almak için birini takip etmiştim, aklımdan bile geçmedi diyemem bu durumda. Fakat farklı düşüncelerde aklımı meşgul ederek zamanımı harcamak istemedim, bu vakit israfı olurdu.

Geçen yıl Glory Day ile sonunda kırmızı halıda yürüdün.
Busan Uluslararası Film Festivali’nin (BIFF) benim için büyük bir anlamı var. Busan Uluslararası Film Festivali’ne Socialphobia ile katıldım ama aslına bakarsanız film festivallerine veya ödül törenlerine çok büyük bir ilgi de duymuyorum. Yılsonu ödül törenlerini izlemediğim için kimin ödül kazandığını bilmiyordum. Fakat Socialphobia’da birlikte çalıştığım meslektaşlarımla Busan’a giderken bir garip hissettim. Festivalde film endüstrisindeki insanların bir araya geldiğini görünce “Ah, film yapan ve filmler için çok çalışan bir sürü insan var, ben de bu insanlardan biri olabilirim,” diye düşündüm ve bu harika bir duyguydu.


Kendini Socialphobia’da BJ Yangge karakteriyle gösterdin ve her zaman olduğu gibi insanlar bu karakteri çok sevdi.
Doğru. Ayrıca Socialphobia’nın ilk uzun metraj filmim olması bu duruma daha çok katkı sağladı. Diğer çektiğim filmlere kıyasla uzun metraj bir film olduğu için haliyle daha fazla sahne vardı ve hikâyedeki tüm olay örgüsünü anlayarak oynamam gerekti, bu durum benim için bir ilkti. Karakteri tek bir sahne için anlamaktan ziyade karakterin olduğu büyük resmi tasvir etmem gerekti ve bunun için çok zaman harcadım. Genel olarak benim için anlamlı bir karakterdi.

Glory Day gençlerin kaygılarıyla ilgili bir film, Ryu Jun Yeol 20’li yaşlarında nasıldı?
20’li yaşlarımı tutkulu bir şekilde geçirdiğimi düşünüyorum. Bugünlerde yalnızca film çekiyorum ve çekimim olmadığı zamanlar, bu zamanlara “çekim arası” deniyor, dizi çektiğim zamana kıyasla biraz daha boş vaktim oluyor. Böyle olunca bu boş zamanımı işsiz olduğum dönemde yaptığım şeyleri yaparak geçirecektim ama öyle olmadı. Çok yorucu olduğu için yapamadım (gülüyor). Ama neyse ki hâlâ spor yapıyorum. Bugünlerde sık sık bowling oynuyorum, hatta bowling salonuna kendi başıma gittiğim bile oluyor. Birisi ünlülerin sık gittiği bir bowling salonuna gitmemi önermişti ama bowlingi tam olarak öğrenmek istediğim için sporcuların gittiği bir salona gidiyorum.

Genç ne demek?
Bence ben “genç” kelimesine çok uygun biriyim (gülüyor). “Genç” kelimesini seviyorum, umarım bu kelimeden hiç uzaklaşmam. Bu yaşlanmak istemediğim anlamına gelmiyor ama birisinin “Ryu Jun Yeol her zaman için gençliği hissettirebilen bir insan” diyebilmesini isterim.

Ryu Jun Yeol’ün gençliği geçti mi, geliyor mu, yoksa şimdi mi yaşanıyor?
Oyuncu olmaya karar verdiğim için şu anda hâlâ gençliğimi yaşıyorum. Oyunculuktan önce diğer insanların yaşadığı gibi yaşıyordum ve hiç eğlenmiyordum. Bilmiyorum, belki de o dönem eğlenceliydi ama benim için doğru zaman değildi diye düşünüyorum. Oyuncu olmaya karar verdikten sonra tutkulu bir şekilde yaşamaya başladım. Vasat bir hayatım vardı, ne tam olarak ders çalışıyordum ne de tutkulu bir şekilde eğleniyordum; öğrencilik hayatımı belirsiz bir şekilde geçirdim. Sorun çıkaran bir tip değildim ama çok nazik veya masum bir tip de değildim. Oyuncu olmaya karar verdikten sonra da hayatımı tutkuyla yaşadım. Şu anda da devam ediyor bu durum.

Oyunculuğun zirvesi, o işi yapmaktan zevk aldığım zamanmış gibi görünüyor.
Genelde yaptıkça daha iyisini öğrenmen gerekiyor ama ben bunun daha da ötesine gittim. Önceleri hedefim içimde olan her şeyi göstermekti, bunu yaptıktan sonra başarıya ulaşmışım gibi hissediyordum; ama bugünlerde bu şekilde hissetmiyorum. Song Kang Ho sunbae’yi görünce hiç onun gibi bir oyuncu olabilecek miyim acaba diye düşünüyorum. Biliyorum, içimden gelen yeni oyunculuğumu göstermem gerekiyor ama bu kolay bir iş değil. The King ve A Taxi Driver’da rol almak ve büyük sunbae’lerin yanında oynayabilmek bile çok şanslı bir oyuncu olduğumu fark etmeme yetiyor. Eğer onlarla biraz daha erken tanışsaydım şimdi daha iyi bir oyunculuk ortaya koyabilirdim, bu konuda biraz üzülüyorum. Sunbae’lerin oyunculuğunu izlediğiniz zaman elinizde olmadan “Vay be” diyorsunuz. İyi bir oyuncu olmak için kendimi her tür duyguyla doldurmak istiyorum. Her tür duyguyu tek tek deneyimlemem mümkün olmasa da çeşitli duyguları deneyimlemek ve hissetmek için elimden gelenin en iyisini yapıyorum.


Bugünlerde çektiğin A Taxi Driver filmi arka plan hikâyesi olarak 18 Mayıs Gwangju Demokratikleşme Hareketini kullandı. Siyasi bağlamda hassas bir durum oluşturabilecek bir konu, tereddüde düştüğün oldu mu?
Hiç olmadı. O dönemin gerçek hikâyesini anlatmak istediğim için tereddüt etmekten daha çok heyecanlandım. Eğer ortada bozulmuş bir hikâye varsa, bunun doğru hâlini anlatmak isterim. Benim dönemime denk gelmediği için o acıyı kendim yaşamasam da kişisel olarak o döneme büyük bir ilgim var. A Taxi Driver’a kadrosuna dâhil olduğum zaman olayları özel olarak araştırmıyordum ama uzun süredir konuyla ilgili fotoğraflardan ve uluslararası basın ve haber makalelerinden birçok şey öğrendim.

Reply 1988’de romantik bir duruş sergiledin, çaylak olduğun dönemde birçok kişi seni destekledi. O dönemi şimdiye kıyaslarsak ortalığın biraz durulduğunu görüyoruz. Bir şeyler eksikmiş gibi hissediyor olmalısın.
Öyle bir durum hiç yok. O zaman nasıl olduğunu anlamamıştım, hâlen de anlamıyorum. Her projede elimden gelenin en iyisini yapmayı istiyorum. Sırada hangi yönümü göstermem gerektiğini düşünmüyorum, her şeyi önceden hazırlayan bir insan değilim; bir proje bittikten sonra bir sonraki adıma geçmem gerekiyor mesela. Gerçekten iyi projelerle karşılaşmak ve oyunculuğumu sergilemek istiyorum.

Oyunculuk dünyasına girdikten sonra bile değiştirmek istemediğin değerlerinden bahsedebilir misin?
Uzun süredir sahip olduğum değerler ve olumlu düşünme. Bu dünyada değişmeyen bir gerçek var, değil mi? Temel iyi değerlerden ödün vermek istemiyorum. Yakın zamanda şöyle bir şey oldu: Genelde etrafımdaki insanlarla ilgili durumları yorumlayabiliyorum ve kişisel olarak kolay kolay sinirlenebilen biri değilim, bu yüzden sinirlendiğim sahneleri oynarken çok rahatsız hissediyorum. Bu yüzden son zamanlarda kasten sinirleniyorum ve oyun oynarken öfkeleniyorum. Tek başıma oynadığım bir oyun olduğu için kendimi tutmama gerek kalmıyor, kimse beni görmüyor da zaten.

İyi bir oyuncu olmanın ne anlama geldiğini bulabildin mi?
Bu anlama ulaşmak için hâlâ öğreniyorum. İyi oyuncularla oynarken bu anlamı görüyorum, hissediyorum ve bu anlamın farkına varıyorum.

Translated by eyesonryu
Çeviri : honggyuls

Source (1)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder